Eylül 09 2010 14:49:28
Osmanlar Köyü web sitesi

Ana Menü
Menü
Anasayfa
Köy Forumu
Resim Albümü
Köyümüzü Tanıt
İletişim Formu
Köşe Yazıları
Dost Siteler
Site içi Arama

Üyeler İçin
Albüme Rasim Ekle
Köşe Yazısı Ekle
Dosyalar
Haber Ekle
Dost Site Ekle
Avatar Seç
Osmanlar Sohbet Odası
Köyümüzü Tanıyalım
En Son Köşeyazıları
· ceviz fidesi aşılama
· yapma yar
· rabbim
· mail
· atatürk'ün bize bıra...
Çevrimiçi Kullanıcılar
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 3

· Çevrimiçi Üyeler: 0

· Toplam Üye Sayısı: 419
· En Yeni Üye: fatihasl
Son Çevrimiçi Üyeler
· azrail00:53:45
· gurcan03:43:59
· hulusialtay19:39:26
· # ALI CEYLANI 1 gün
· Figen 3 günler
· eyup 3 günler
· AYKUT_FB 4 günler
· @ cabbar45 6 günler
· ayberk 1 hafta
· halit 1 hafta
Destek siteler
Bebek ve Çocuk Sağlığı online eğitim Ansiklopedisi
Aramaca
Özel Arama
Kaan FM
Yayını dinlemek için winamp sisteminizde kurulu olması gerekir
indirmek için BURAYA tıklayın
Kültürü ve Adetleri
Köyün Gelenek, Görenek ve Adetleri


Köy halkı ekmeğini Köy fırınlarında kendisi yapmakta olup ayrıca son yıllarda Köy bakkallarında günlük çarşı ekmeğide bulunmaktadır.

Osmanlarda Ev:
Evlerde odaların duvar kısmında yer alan ocaklığın hemen üstünde bir çıkıntı vardı.Buraya davlumbaz denirdi gaz lambası,veya lüx lambası veya ufak tefek şeyler buraya konurdu. Odada Hamamlık ve Yüklük(yatak ve yorgan gibi şeylerin saklandığı yer) ve Dolap yer alır.1960 dan sonra sedirin ve yer yatağının yerini karyola ve koltuk ve tel dolabın yerini Buzdolabı Ocak başının yerini Kuzine ve Tüp gaz ocak ve radyonun yerini ise televizyon almaya başladı. Odanın içinde ortada Demirci veya Yağcı bedir halı ile süslenir. Örf ve Aile yapısı: Dede sağ ise ailenin liderdir.Liderlik sırasını Baba,Büyük Oğul takip eder. Bir evde birden fazla gelin olabilir.Gelinlerin idaresi ise kaynanaya aitti. Gelinlerin ihtiyaçlarını almak, barışı sağlamak onun işi idi.Anne, çocuklar, gelinler babaya çok saygılı davranır.Geçimsizlik durumu olursa o zaman gelin ve oğul ayrı bir eve çıkardı.Bu son yıllarda ayrı evde oturma adet olmuştur.

Köyün Ortak İşlerinin Yapımı
Köyün ortak işleri Köy Muhtarlığı öncülüğünde imece (Angariye) usulü ile yapılır Köyün ortak işlerine Köy halkı maddi manevi destek olmaya çalışırlar.

Temizlik Adetleri:
Temizlik eskiden deterjan yerine Küllü su ile ve yapılır.çamaşırlar köy çeşmesinde düz taştan yapılmış yerlerde Tokaç denen çınar ağacından yapılmış uzun saplı ve ön kısmı geniş tahta sopalarla çırpılarak yıkanırdı.Köylere elektik geldikten sonra yerini deterjan sabun ve çamaşır makinesi, şohbenler almıştır.

Komşuluk:
Komşular ev veya tarla komşuluklarına göre birbiri ile dayanışma halindedir.Zor anlarda,hasta,Kışlık yiyecek hazırlıkları,hasat zamanı birbirlerine Değişiğe gitme tabir edilen bir deyim ile birbirlerinin işlerini yaparlar. Köyün ortak yerlerinin onarımı veya yapım hallerinde imece usulü ile yapılır.

Oyunlar:
Çelik çomak, Çember,Topaç,Körebe ve saklambaç(sobe),ve misket,dalya,beş taş.Kız ve erkek çocuklar 8-10 yaş arasında mahalle arasında birlikte oynarlar. Büyükler ise genelde erkekler elektirik televizyonun olmadığı yıllarda Sekir (Yüzük Saklamaca) oynarlar yenilenler horoz keser yada susam helvası yaparak evlerde muhabbet ederlerdi.

Kılık Kıyafet :
Kadınlarda kılık ve kıyafet:Günlük yaşamda Şalvar ve entari,Düğün veya Yabancı bir yere gidilecek veya ziyaret edilecek ise;eskiden Kıvrak denilen siyah parlak kumaştan yapılmış manto şimdilerde bir giysi giyilir.Ellere,Ayak parmaklarına ve saçlara kına yakılır.Bilezik ve beşibirlik ziynet eşyası olarak kullanılır. Erkeklerde kılık kıyafet;Ceket yelek,pantolon,palto ayakkabı,şapka ve tesbih,Tütün tabakası.

Kız isteme:
Kız isteme kadınlar tarafından organize edilirdi.Uygun ortam sağlandıktan sonra kız istemeye gidilir, yumuşak bir cevap alındıktan sonra evlenecek erkeğin babası, amcası "Allah'ın emriyle" kızı isterdi. Kız evi kızlarını vermeyi düşünse bile hemen olumlu cevap vermez, bir hafta ya da 10 gün süre istenirdi. Cevap olumlu olursa, hemen söz kesilirdi. Bu arada karşılıklı küçük hediyeler gönderilirdi. Akabinde nişan takılırdı. Nişanlılar bir araya gelmezlerdi. Erkek tarafının maddi durumu iyi ise, beraberinde gelin kıza "beşi birlik" de gönderirdi.Başlık parası yoktu. Nişanlandıktan sonra kız çeyiz hazırlıklarına başlardı. Bu çeyizlerin başında da yağcı bedir halısı gelirdi. Tepsilere hediyeler konur, en önde baklava tepsisi, diğer tepsilerde ise hazırlanan hediyeler bulunurdu. Badem şeker karşılıklı ihmal edilmezdi. Bu tepsileri mahallenin çocukları tek sıra halinde başlarına alarak oğlan evine götürürlerdi. Daha sonra da kız evinden oğlan evine mukabil hediye tepsilerini götürürlerdi. Bu arada dost akraba ve komşular tepsileri ve çeyizleri görmeye giderlerdi. Bu adet bir nevi cemiyetin şahitliğiydi.

Osmanlar Köyünde Düğün :
Düğünler genellikle yazın halk tarlada olduğundan, Eylül ayı ile tütün dikim zamanı arasında yapılırdı. Düğün Çarşamba sabahı başlardı. Çarşamba günü oğlan evinde davul çalmaya başlar, oğlan ve kız evinde keşkek dövülürdü. Perşembe sabahı kızın çeyizleri oğlan evine gönderilirdi. Burada eşyalar sergilenir, eş, dost ve komşuların görüşüne açılırdı. Oğlan evinde bir yandan keşkek dövülürken, bir yandan da oyunlar oynanırdı. Aynı şeyler kız evinde de yapılırdı.Sonra gelinin ellerine bilhassa avcuna kına yakılırdı.Yemek faslından sonra oğlan evine berber gelir. Davul zurna eşliğinde damat tıraş edilir. Bundan sonra meydan ocağı yakılır, damat ve seymenler Harman Dalı, Sepetçioğlu, gibi oyunlar oynarlardı.bazi dügünlerde içki içilir. Gelin alma, Perşembe günü ikindi ile akşam arasında olurdu.Öğle ile ikindi arasında oğlan evinin önünde atlılar birikirdi. İkindiye yakın davul zurna önde olmak üzere kız evine gidilirdi. Gelin alayı kız evine vardığı zaman kız (gelin) evden çıkmaya hazır hale gelmiştir. Geline bu günün aksine beyaz değil Kırmızı duvak takılırdı. Bu kırmızı duvak baştan aşağı topuklara kadar inerdi. Altına ise yine topuklara kadar inen şalvar giyerdi. Kırmızı duvak aynen köylerdeki düğünlerde de kullanılırdı. Gelin kızın babası, yoksa ailenin bir büyüğü kızın beline kırmızı kuşak kuşatırdı. Kırmızı renk binlerce yıldır Türkler tarafından sevilen adeta kutsal bir renktir.Gelin evden çıkarılırken babası ve yakınlarınca bozuk para ve buğday serpilirdi. Bunun manası, gelinin vardığı eve bereket, bolluk götürmesi dileğidir. Bu arada kızın yakınları ağlar. Kapıdan çıkarılan gelin kendisi için hazır bekletilen bir ata bindirilirdi. Gelin ata binerken daima klarnet ve davul ile, asker uğurlama türküsü eşliğinde evinden ayrılırdı. Düğün alayı en önde gelini taşıyan at, arkasında davul ve zurna, bunun da arkasında düğüne katılan atlılardan oluşurdu. Ve davul zurna ekibi at oyun havası çalarken alaydaki atlar ön ayakları ile hem oynar, hem de yürür. Köyün ana yollarından dolaşılarak Aşağı Çeşme den karşı yakadan Mezarlığın önünden dolaşır ve oğlan evine gelir. Gelin oğlan evine varınca oğlanın babası kızın üzerine bozuk para ve buğday atardı. Gelin attan iner ve yeni evine girerken eşikte dua okunurdu.Damat buraya kadar gelin alma alayında yer almaz, evde gelini beklerdi. Ancak gelin eve gireceği sıralarda evden ayrılırdı. Gelin salona alınır, sedire çıkarılır, duvağı açılırdı. Bu andan itibaren de davetliler geline bakmaya gelirlerdi. Akşam hafif bir yemek yenir, yemeğe aile fertleri katılırdı. Damat arkadaşları ile birlikte yatsı namazına gider, tekbirle eve girerdi. Yatak odasında yere yer yatağı serilmiştir. Kız evinin gönderdiği baklava tepsisi gerdek odasına konurdu.Bundan sonra gelin odada iken, damat arkadaşları tarafından gelin odasına getirilirdi. Damat, arkadaşlarının sırtına yumruk vurmasıyla odaya girerdi.Gelinle damat iki rekat namaz kılar ve Allah'a dua ederler, baklava yerler ve muratlarına ererlerdi. Ertesi gün kız evi oğlan evinden kız mıydı, değil miydi diye nişan beklerdi. Bir kadın bunu oğlan evinden alır, kız evine götürür ve karşılığında büyük bir hediye alırdı. Kız ile damat kızın anne ve babasının elini öpmeye giderlerdi. Bu ziyarette kızın babası damadına hediye verirdi. Nikahı Köy muhtarı kıyar.

Sünnet Düğünü Adetleri
Köyde çocuklar en geç 10 yaşına kadar sünnet edilir. Düğünden 10 gün önce Sındırgı'ya gidilip sünnet çocuğuna eşyalar ve düğün yiyecekleri alınır. Düğün yiyecekleri çuvallarla taşınır. (Fasulye, nohut, pirinç gibi.) Sünnet çocuğuna ceket, yelek, gömlek, pantolon, maşallah, pelerin, ayakkabı ve şapka alınır. Düğün cumartesi ve pazar günü olmak üzere iki gün devam eder. Düğünden bir hafta önce düğün odununa gidilir. Düğün odununa sünnet çocuğunun babası ve akrabaları eşeklerle ve atla giderler. Düğün odunu Almalı (Elmalı) dağından getirilir. Düğün odunundan gelindikten sonra (buğday) keşkek dövülür. Keşkek dibeklerde dövülür. Cuma günü düğün ekmeği yapılır. Düğün ekmeğinin yapımına çocuğun annesinin, arkadaşları ve akrabaları yardım eder. Köy içinden ve köy dışından bütün akrabalar ve komşular davet edilir. Köy içinden çağrılanlara şeker verilir. Buna "okuntu" denir. Köy dışından çağrılanlara davetiye verilir. Köy dışından çağrılanlar komşuların evinde yatarlar. Bu yüzden misafir yatırılan eve "konak evi" denir. Perşembe günü çocuğun annesinin arkadaşları ve akrabaları sünnet yatağını hazırlarlar. Sünnet çocuğunun pijamaları, giyecekleri bohça yapılır.
Yatağın üzerine koyulur. İpek yorgan yapılıp yatağın üstüne serilir. Yatak süs eşyalarıyla süslenir. Cuma günü akşamdan helva karılır, yemeklik et kesilir. Cumartesi günü sabahtan köyün açısı tarafından yemekler pişirilir, yemekler evin bahçesinde pişirilir. Cumartesi günü bütün köylü öğle vaktinden itibaren sünnet evinde yemek yer, çocuğun annesinin komşuları bulaşık yıkamada, yemek dağıtmakta yardım ederler. Sünnet evine gelen davetliler tabak, sini, ev eşyası getirirler. Para veya altın takarlar. Genelde yakın akrabalar altın takar. Sünnetçi Sındırgı'dan getirilir. Gelen sünnetçi sağlık memurudur. Cuma günü akşam mevlüd okutulur. Mevlüdde gül suyu verirler. Mevlüd hafızlar tarafından okunur. Hafızlara mevlüd okudukları için para verilir. Cumartesi günü akşam kapının önünde orkestralı eğlence yapılır. Oyun oynanır.
Pazar günü erkenden yemekler yapılır. Saat on bire kadar yemekler yenir. Sünnet arabası hazırlanır. Sünnet arabasının önüne namazlık serilir, diğer sünnet arabalarına da havlu asılır. Bu arada çalgılar çalar, sünnet çocuğu meydana çıkarılır ve takı merasimi olur. Takılan takılar ve paralar bir deftere yazılır. Kim ne taktıysa aynısı geri ödenir. Takı töreninden sonra hoca gelir. Tekbir getirerek çocuğu arabaya bindirir. Hocada arabada çocuğun yanına oturur. Arabada tekbir getirerek köyün içini dolaşırlar. Sünnet evinin önüne gelince çocuk tekbir getirilerek arabadan indirilir. Sünnet çocuğunun ailesi çocuk arabadan inerken çocuğun başından şeker atarlar. İndikten sonra bir tane horoz kesilir. Horozun kanının üstünden sünnet çocuğunu üç defa adım attırırlar. Horozun kanı çocuğu alnına sürülür. Sünnet çocuğu içeri girer. Çocuğun içeri girdikten sonra dizliğini (pantolonunu) çıkarırlar, çocuğu tuvalete götürürler. Çocuk yatağına yatırılır. Sünnetçi çocuğu hazır bekler. Sünnetçi sünnet yapmadan kırk dakika önce iğne yapar. Hoca ile beraber içerde bulunan herkes tekbir getirir. Çocuk tekbir getirilerek sünnet edilir. Çocuk sünnet olurken akrabalarından yaşlı bir kimse çocuğu tutar.
Sünnet olduktan sonra çocuk yatağa yatırılır. Çocuk uyumasın diye ağzına sakız verilir. Herkes sırayla, çocuk sevinsin diye para verir. Sünnetçiye havlu, bir kalıp sabun, kesilen horoz ve para verilir. Hocaya da para, havlu, mendil verilir. Sonra bütün davetliler dağılır. Sünnetçi gerekli ilaçları çocuğun ailesine bırakır. Sünnet sonrası çocuğun pansumanını ailesi yapar. Fakir aileler çocuklarını ya zengin bir ailenin çocuğu sünnet edilirken sünnet ettirilir, yada sağlık memurunun yanına gider, sünnet ettirip gelirler. Sünnet çocuğunun yarası çabuk iyileşsin diye çocuğa bir süre nohut, fasulye, mercimek, acı, ekşi yedirilmez. Sünnetçinin kestiği parçayı cami avlusuna gömerler. Bunun nedeni de çocuk namazcı (namaz kılsın) olsun diye.

Doğum Adetleri

Doğum Öncesi Adetler
Köydeki aileler enaz iki, en fazla dört çocuk sahibi olurlar. Bir kadın hamile kalıp kalmadığını ya doktora giderek, ya da adet döneminin gecikmesinden anlar yada Köyde bulunan Sağlık evine gider. Çocuk sahibi olmak istemeyenler bilimsel yöntemlere başvururlar. Çocuğu olmayan kadın doktora gider .Hocaya gider ve hocanın dediklerini yerine getirir. ya da yatıra gidip kurban keser, dilek ağacına da bez bağlar. Çocuk olmamasına sebep erkek ise doktora gidip tedavi olur. Tedavi olmadan çocuk olmamasına kadının sebep olduğunu düşünebilirler. Fakat artık günümüzde tıp ilerlediği için böyle düşünülmemektedir. Sık sık çocuk düşüren kadına derman yaptırılır. Yumurta ile nişasta karıştırılarak kadının beline bez ile bağlanır. (sarılır) Doktora gidilir. Çocuğu yaşamayanlara adı Mehmet ismi olan yedi evden basma (kumaş ) toplanır. Bu toplanan basmalardan çocuğa elbiseler dikilir. Çocuğu olmayanların Çocuğu olsun diye katran ile saman karıştırılıp, su destisinin de ağzı kırılır. Bu karışım destinin içine koyulur. Kadın giysisiz bu destinin üstüne oturur.
Hamile kadına yüklü, göde, gebe gibi isimler verilir. Hamile kadın aş erer, ağzının tadı bozulur. Hamile olup olmadığını baş dönmesi ve mide bulantısından anlar. Hamile kadının hamile olduğundan ilk önce kocası haberdar olur. Kadın annesine, kaynanasına söyler. Anne, doğacak çocuğun kız; baba ise erkek olmasını ister. Genelde erkek çocuk istenir. Çünkü soyunun devam etmesini ister aileler. Hamile kadın aş ererken güzel ve zeki çocuklara bakar ki, çocuğu da güzel ve akıllı olsun. Çocuğu elma gibi kırmızı ve top gibi olsun diye hamileliği sırasında sürekli elma yer. Hamile kadının karnı sivri ise erkek çocuk olacağına inanılır. Eğer hamilenin poposu büyük ise kız olacağına inanılır. Hamile kadın hamileliği süresince ekşi yerse doğacak çocuğun kız, tatlı yerse erkek olacağına inanılır. Hatta bu konuda şu söz de söylenir. "Ye ekşiyi, doğ Ayşe'yi, ye tatlıyı doğ atlıyı. (saplıyı)." Hamile kadının yüzü çillenirse kız çocuğu olacağına, çillenmezse erkek çocuğu olacağına inanılır. Kız çocuğunda yüzün çillenmesinin nedeni hakkında da söyle bir görüş vardır. Kız çocuğu annesinin güzelliğini kendisine alır, derler. Koyunun kellesini ikiye ayırırlar. Eğer içinden zülüf şeklinde et çıkarsa doğacak çocuğun kız, çıkmazsa erkek olacağına inanılır. Çocuğun cinsiyeti bu gibi yollarla öğrenilmeye çalışıldığı gibi doktora da gidilir. Çocuk doğmadan önce akrabalar maviden, yada pembeden giysiler örerler. Mavi renk giysiler erkek çocuk için, pembe renk giysiler ise kız çocuk için örülür. Çocuk doğmadan önce çocuğa giyecekleri alınır. Evin içine bebek salıncağı kurulur. Hamile kadın sürekli gezdirilir. Köyde diplomalı ebe vardır. Yaklaşık 25 yıldır köyde ebe bulunmaktadır. Ebe gelmeden önce köyde bu işleri köyde kocakarılar yaparmış. Hala köyde ebe olmadığı zamanlarda yaşlı ve bilen kadınlar doğuma yardımcı olurlar. Doğum anının yaklaştığı doğum sancılarından anlaşılır. Hemen ebe çağırılır. Ebe yoksa yaşlı kadınlar yadımcı olur. Eğer onlar da doğum yaptıramazlarsa Sındırgı 'ya doktora götürülür.

Doğum Sırasındaki Adetler

Hamile kadın karnına kuşak bağlamazsa "güç doğum yapar" şeklinde bir inanç vardır. "Eli açık olan kadın kolay, eli sıkı olan kadın zor doğum yapar" derler. Hamile kadına sakız çiğnetmezler. Sakız çiğneyen hamile kadının çocuğu çok boklu olurmuş. Çocuk kadının karnında ters gelirse doktora gidilir. Doğum sırasında göbek kesmek için makas, göbeğini bağlamak için ip kullanılır. Çocuk doğduktan sonra arkasından gelen parçaya "çocuğun sonu" derler. Hamile kadın çocuk doğduktan sonra çocuğun sonunun çıkması için bir şişenin başından üfler ki zorlamayla son çıksın diye. Çıkan son toprağa gömülür. Göbek kordonu makasla kesilir. Kesilen göbek kordonu caminin bahçesine gömülür ki çocuk namazcı olsun. Doğan bazı çocukların boğazına boğazlık (bağırsak) dolanırsa hamileyken kadının süpürge üstünden atladığı için böyle olduğuna inanılır. Göbek kordonu kesildikten sonra çocuğu ya ballarlar yada tuzlu suya sokarlar. Doğum eğer evde oluyorsa, doğumu yapan kadının eşi karısı doğum yaparken kolay olsun diye evin damına inip ezan okur.

Doğum Sonrası Adetler

Yeni doğum yapmış gadına emzikli denir. Yeni doğan bebek ilk önce tuzlu suda yıkanır. Bebek bir-iki gün tuzlu durur. İlk önce bir bez parçasının içine sarılır. Bir-iki gün sonra zıbın giydirilir. Bebek evin içine kurulan beşiğe yatırılır. Annesi de yatağına yatar. Çocuğa sarı yazma örtülür ki sarılık geçmesin diye. Lohusa kadının yastığının altına 4 gün boyunca bıçak koyulur. Bunun nedeni kırk basmaması içindir. Bazıları 2-3 gün sonra, bazıları da 40 gün sonra yataktan kalkar. Bu lohusa kadının bünyesine bağlıdır. Doğum anında kadının ve kocanın aileleri de bulunur. Müjdeyi verene para veya hediye verilir. Bebek doğduktan sonra ilk defa ya anneannesinin ya da babaannesinin kucağına verilir. Kucağına ilk verilen kişi bebeğe nazarlık takar çocuğun, kucağına ilk verilen kişiye benzediğine inanılır. Doğumu yaptıran ebeye para, yazma , patik, yiyecek gibi hediyeler verilir. Çocuğu olmayan bir ailenin çocuğu olmuşsa kurban kesilir.

Lohusa ve Çocuk Görme

Lohusa ve çocuk görmeye çocuk doğduktan sonra hemen gelirler. Komşular ve akrabalar gelirler. Lohusayı ve çocuğu ilk defa görmeye gelenler hediye getirirler. Çocuğu ilk defa gôrmeye gelenler adetliyseler çocuğa bakmazlar. Çünkü o haldeyken bebeğe bakarsa, bebekte yara çıkacağına inanılır. Ziyarete gelenlere lokum, çay, kahve ikram edilir. Bebeğin babası kahvede arkadaşlarına çay söyler. Gelen ziyaretçilerin nazarı değmesin diye anneye çörek otu takılır. Çocuğa ve annesine nazar muskası yaptırılır, takılır. Çocuk ve anne ilk defa kırkı çıkınca sokağa çıkarlar. Fakat köyde iş-güç çok olduğundan doğum yapan kadın kırkının çıkmasını beklemez, is yapar. Anne ve çocuk ilk defa gezmeye çıktıklarında ilk olarak zenginlerin evine giderler ki çocuk zengin olsun diye. Gezmeye giderken yeni elbiselerini giyerler.

Kırk Basması

Kırklı kadının evine çiğ et, sıcak ekmek, başka bir kırklı kadın, yeni doğum yapmış kadın girerse kırk basması olacağına inanılır. Ölü çıkan eve kırklı kadın girmez. Eğer kırklı kadın yeni gelinle karşılaşırsa kırk basması olur. Kırk basmasın diye kırklı kadını kırkı çıkıncaya kadar dışarı çıkarmazlar. Bebeğin bezlerini ikindiden sonra yıkamazlar, bebeğin bezleri gece dışarıda asılı kalmaz, kırklı kadın dışarıya kül dökmez. Kırklı bir kadın kırkı çıkmadan dışarıya çıkarsa ve başka bir kırklı kadınla karşılaşırsa, iki kadın birbirleriyle boncuk ve para değiştirirler. Kırk basmasın diye lohusanın başucuna ekmek, süpürge ve bebeğin babasının bir giysisi koyulur. Kadını veya çocuğu kırk basarsa hocaya götürülür. Muska yaptırılır. Çocuğu kırk basarsa boş bir kazanı üç yolun çatına (birleşine) koyarlar. Bu kazanın atına küçük küçük çırpılar yakmadan koyulur. Kazanın içine çocuğu da koyarlar. Kazanın başını yaşlı bir nine bekler. Gelen geçen bu kazanın altına küçük çırpılar koyar. Yapılan bu işlem cumartesi günü yapılır. Ve üç hafta üst üste tekrar edilir.

Kırklama

Kırklama çocuk doğduktan sonra, yirmi gün sonra bir, kırk gün sonra da bir defa olmak üzere iki defa yapılır. Kırklamada kırk tane taş toplanır, eski bir demir para ve bebeğin annesinin yüzüğü olmalıdır. Önce bebek sonra anne kırklanır. Kırk tane taş, demir para ve yüzük mavi bir çaputun (bezin) içine sarılıp, bağlanır. Bir kovanın içine su koyulur. İçinde taş, para ve yüzük olan mavi çaput bu kovadaki suyun içine atılır. Bebek bir leğenin içine koyulur ve bu suyla yıkanır. Bebeği babaannesi ve anneannesi beraber yıkarlar. Aynı suyla sonra annesi de yıkanır. Ev de kırklansın diye artan sudan evin dört bir yanına serpilir. Kırklamada kullanılan su ayak altına dökülmez, banyoya dökülür. Rastgele yere dökülürse "şeytan ulaşır" derler. Kırklandıktan sonra kırk uçurmaya gidilir. Bebek ve annenin gittiği evden bebeğe ve anneye iki-üç tane yumurta, ekmek ve para verilir. Bunlar bebek o evden nasipsiz çıkmasın diye verilir. Bunlar verilmediği zaman çocuğun nasipsiz olacağına inanılır.

Askere Uğurlama

Köyümüzde askere gideceklerin gitmelerine yakın her asker ailesi hayır yapar ve tüm Köy halkını hayra davet edip yemek ikram ederler hayırlar genelde askerler gitmeden yapılır sağ salim gidip gelsin diye bazı aileler askerden geldikten sonra yaparlar hayırlar öğle vakti yapılır yemekler yendikten sonra hayır yapılan evde Kuran-ı Kerim okutulur.
Askerler gitmelerine yirmi gün kala hiçbir iş yapmazlar gezer eğlenirler askere gidecek olan gençler gitmelerine bir kaç gün kala akşam köy meydanında toplanırlar. Buraya sazlar da kurulur. Asker yakınları tüm hısım akraba Köy meydanına toplanır herkes kendi askerini yalnız bırakmazlar çünkü meydanda her askeri yakınları ile birlikte oynamaya davet ederler gecenin geç saatlerine kadar asker eğlencesi devam eder kadın erkek tüm köylü askerleri yalnız bırakmazlar
Askerlerin gideceği son akşam tüm köy halkı tarafından asker evleri ziyaret edilir evlerde özellikle kadınlar asker annesine para verir ziyarette kadın ve erkek ziyaretçiler ayrı odalarda oturur gelen ziyaretçilere çay, kola, ve benzeri ikramlarda bulunulur ziyaretler çok uzun sürmez tüm asker evleri dolaşılacağı için ziyaret edilen asker evlerinde ziyaretten sonra evden çıkar iken ALLAH kavuştursun denilir.
Askere gidecekleri gün sabahı erkenden asker yakınları hısım, akrabalar asker evinde toplanıp asker ile birlikte kahvaltı yaparlar kahvaltıdan sonra eve imam çağrılıp kısa bir dua yaptırılıp asker ve akrabaları evden çıkar askerin annesi asker evden çıktığında arkasından bir tas su döker askerde işleri su gibi atkın gitsin diye asker ve yakınları hep birlikte yürüyerek toplu asker uğurlama yeri olan köy girişi mezarlığın yanındaki meydana toplanırlar tüm Köy haklıda bu meydana toplanır Köy imamları da buraya gelirler ve askerler tek sıra halinde ön tarafa yan yana dizilirler imam askerlere bir kaç öğütten sonra dua edilir duadan sonra vedalaşma başlar vedalaşma sırasında asker yakınları özellikle kadınlar kendilerini tutamayıp ağlarlar Köy halkı askerlerle vedalaşır ve askerlere para verir vedalaşmadan sonra Köyde bulunan tüm araçlar bayraklarla süslenerek mezarın yanında hazırlanmışlardır çünkü asker yakınları askerlerini Sındırgıya uğurlamaya giderler Sındırgıda otobüslere bindirilip uğurlandıktan sonra asker uğurlamaya gidenler Köye dönerler.

Ölüm Adetleri

Ruh bedenden çıktığı anda ölen kişinin ayaklarını uzatıp, birbirine bağlarlar. Çenesin bez bağlayıp, çekerler. Bez bağlama nedeni ölenin ağzı açık gitmesin diye. GÖzleri açık ise göz kapakları çekilerek kapatılır. Ölen kişinin gözlerinin açık olması, o kişinin birisine hasret kalarak öldüğunü gösterir. Ölen kişi kadın ise baş parmaklarına kına yakılır. Ruh bedenden çıktıktan sonra ayakları uzatılıp yatırılan ölünün karnına bıçak koyarlar. Bu ölü şişmesin diye yapılır. Aynı zamanda tavana bağlanan ağ ölünün üzerine serilir. Bu ağ ölünün bedenini örter. Bunun nedeni de kedi, köpek ölünün üzerinden geçmesin diye. Eğer ölüm gece olduysa sabah beklenir, gündüz ölürse selasının verilmesi için haber verilir. Daha sonra ölüyü yıkamak için büyük kazanda su ısıtılır. Ölünün yıkanacağı suyun içine çörek otu, feslihan koyarlar. Evin önüne kilim sererler ve ölüyü teneşir tahtasına uzatırlar. Erkek ise ölüyü hoca yıkar, kadın ise akrabalarından bir kadın yıkar. Yıkayan kişi ve orada bulunanlar abdest alırlar. Ölüyü yıkamadan önce ona abdest aldırılır ve ölü yedi defa sabunlanır. Yedinci defa sabunlanmadan önce tekrar abdest aldırılır. Ölüyü bir kişi yıkar. İki kişi de ölüye su döker. Ölüyü yıkayan kişi yıkamadan önce şu sözleri söyler:

Ya Allah
Ya Kur'an
Ya Kerim
Bu mevtanın günahını affet.
Ölü yıkandıktan sonra bir çarşafla kurulanır. Kefen kesilmeden önce ölünün boyuna göre ölçülür. Kefen üç kısımdan oluşur. Birincisi iç çadırı, ikincisi orta çadırı, Uçüncüsü dış çadırıdır. Ölen kişi kadın ise yarım dizlik giydirilir, yıkandıktan sonra. Başına bir yaşmak çırpılır (örtülür), bir yaşmak da tartılır (bağlanır). Bir yaşmakda burnunu kapatacak şekilde yüzüne bağlanır. Ölünün gözlerine, burnuna, kulaklarına, parmak aralarına (el ve ayak) pamuk koyarlar. İç, dış ve orta kefenlerin aralarına çörekotu, süpürge feslihanı, zemzem suyu serpilir. Kefenin üzerine de günlük sakızı koyulur. Günlük sakızı hacdan gelir. Ölünün kabrine yılan, böcek gelmesin diye koyulur ve kefen sarılıp, tabuta koyulur. İmam dua eder. Sonra komşular ve akrabalar tabutu evinden alıp camiye götürürler. Orada tabut musalla taşına konulur. Ve namaz kılarlar. Mezar daha önceden hazırlanmaktadır. Toprak kazılırken yastık şeklinde kazılır. En son olarak hoca dua eder. Ölü mezara koyulur. Ölü sağ tarafına çevrilip yüzü kıbleye doğru yatırılır. Ölü gömüldükten sonra yedi gün akranları, komşular, akrabalar toplanırlar. Kur'an okunur. Aynı zamanda yedi gün boyunca yemek verilir. Önceden ölüyü gömüp gelenlere şasta (nişasta) helvası ve çorba verilirdi. Şimdi ise lokum ve gülsuyu veriliyor. Eskiden ölü gömüldükten sonra hoca kırk gün boyunca bir ipe düğüm atarmış. Kırk günün sonunda hoca tekrar kabire gider ve bu ipi ölünün kabrinin başucuna gömermiş. Dua edip, çaltısını (Kabirdeki diken) alıp geri dönermiş. Bu gün ise ölü gömüldükten kırk gün sonra hayır yapılır. Hayıra herkes davet edilir. Hayıra davet camiden anons edilerek yapılır. Hayırda yemekler yapılır. 52. gün nişasta helvası yapılır. Bütün köylü davet edilir. Senesi geldiğinde hayır yapanlar da olur.
İmamın ölüyü gömdükten sonra söylediği sözler şöyledir:

Seni evinden indirdim,
Teneşire yatırdım,
Teneşirden aldım,
Tabutuna guydum,
Tabutunden musallaya vadım,
Musalleden kabrine vadım,
Kabr'inden Allah'ın huzuruna,
Emanet ettim seni.

Hıdrellez:

Hıdrellez (Hızır İlyas) hazırlıkları bir gün önce başlardı. Evlerde temizlik ve diğer işler bu günden tamamlanır, Hıdırellez günü ele süpürge alınmaz ve hiç bir iş yapılmazdı. 6 Mayıs sabahı sabah ezanından itibaren çay kenarına veya kırda yeşil bir alana Çoban Dedesine, Çıralık dedesine, ve Dağ Dedesine bazı vatabdaşlar hayır yapmaya giderlerdi. Halk ogün börek,helva,kaynamış renkli boyanmış yumurtalar ile iki kişi yumurta küreşi yapar;yenilenin yumurtası alınır ve yenilir içilir,oyunlar oynanır. Dilekler ve arzular Gül veya bir ağaca yazılan etikete yazılır ve bağlanır ve evi olmayanlar taşlarla ev yapar, arabası olmayan yaptığı evin önüne araba koyar, çocuğu olmayıp arzu eden, evin içine ottan bebek yapar ve koyardı. Arkasından Allah'a dileğinin olması için dualar edilirdi.

Yemek Çeşitleri:

Nohut,fasulye,keşkek,bulgur,börek,makarna,otlu pide,kavurma,tas kebabı,cacık ayran ve yabani otlardan yapılan yiyecekler:Kaz ayağı,kaymak otu,kuzu kulağı,gerdeme,mantarlar:kızıl içli,çakırga,kavak mantarı ve çam mantarı(melki) den yapılan salata veya zeytin yağlı yemekler.Keçipeyniri,koyunpeyniri ,sütve ayran önemli yiyeceklerdir.


Derleyen    : Derya Gürtuna Edebiyat Öğretmeni

Güncelleme : İlhan KAHRAMAN Osmanlar Köyü Muhtarı


Kaynak : www.gozlemci.net

Yorum
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum yaz
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
Oylama
Sadece üyeler oylayabilir.

Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın.

Harika! Harika! 100% [1 Oy]
Çok İyi Çok İyi 0% [Oylanmamış]
İyi İyi 0% [Oylanmamış]
Fena Değil Fena Değil 0% [Oylanmamış]
Kötü / Berbat Kötü / Berbat 0% [Oylanmamış]
Üye Girişi
Facebook Grubu
Osmanlar_Köyü
Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

09/09/2010 13:48
tüm islam aleminin ramazan bayramını kutlarım

09/09/2010 11:05
tüm müslüman aleminin mübarek ramazan bayramını en içten dileklerimle kutlarım din kardeşlerim mutlu olurlar inşallah...

09/09/2010 11:02
tüm osmanlar halkının ramazan bayramı en içten dileklerimle kutlar hayırlara vesile olmasını dilerim....

08/09/2010 19:10
tüm osmanlar halkının ve müslüman aleminnin mübarek ramazan bayramını kutlar nice bayramlar dilegiyle

02/09/2010 23:05
allah yardımcınız olsun

02/09/2010 23:05
alkışlıyorum içim acıyor yaradana yinede şükür........

02/09/2010 23:04
Helal Olsun OSMANLAR KÖYÜ Süper bir nesil yetiştiriyonuz alkışlıyorum sizlreri daha ne diyemm

02/09/2010 23:03
ama okudugunuz duydugunmuz facebook a eklediginiz bi haberi alıp suraya yapıstırmayı yapamadınız

02/09/2010 23:01
nerde bunlar 2 senedir hiç bir köyün sahip olamıyacagı bir dsayfanız var

02/09/2010 23:00
Arkadaslar ii siniz hossunuz slm sabak çok güzelde koca osmanlarda allah rızası için su sayfaya bakaçak bişiler ekleyecek bi kul yetişmedimi yaa nerde sizin okuyan çocuklarınız gençleriniz

Powered by PHP-Fusion copyright © 2002 - 2010 by Nick Jones.
Released as free software without warranties under GNU Affero GPL v3.
Orjinal Tema: Gillette
Tema Düzenleme : nuslu
Sayfa oluşturulma süresi: 0.08 saniye
Copyright © Osmanlar köyü 2008
167,325 Tekil Ziyaretçi